Gündem

Cezaevlerinde Hak İhlalleri Artıyor

CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, cezaevlerinde artan hak ihlallerine dikkat çekti. Meriç, "Cezaevleri adaletin değil, zulmün kalesi hâline geldi" dedi.

Cezaevlerinde Hak İhlalleri Artıyor
04-04-2025 13:43

Meriç’in gündeme taşıdığı en çarpıcı noktalardan biri, Metris Cezaevi’nde tutulan yurttaşların yaşadığı ağır sağlık sorunlarıydı. Tüberküloz, Parkinson, kalp rahatsızlıkları, bipolar bozukluk ve geçmişte travma yaşamış birçok mahpusun tedaviye erişiminin engellendiğini belirten Meriç, bu kişilerin ilaçlarına dahi ulaşamadığını ifade etti. Aynı zamanda, mahpuslara yönelik kötü muamelenin sürdüğünü, görüş ve iletişim haklarının keyfi biçimde kısıtlandığını, eğitim haklarının ise tamamen gasp edildiğini vurguladı.

Bu durumun yalnızca Metris’le sınırlı olmadığını, ülke genelindeki cezaevlerinde de benzer tabloların yaşandığını belirten Meriç, “Artık mesele bireysel hatalar değil; yaygınlaşan bir çürümenin ve sistematik ayrımcılığın sonucudur” dedi.

Hukuk Alarm Veriyor

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye’de cezaevlerinin toplam kapasitesi 299 bin kişi. Ancak hâlihazırda cezaevlerinde 371 bin 587 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bu da kapasitenin yüzde 24 oranında aşıldığını gösteriyor. Aşırı doluluk yalnızca fiziksel koşulları değil; temel haklara erişimi de ciddi biçimde etkiliyor.

Devlet, Vatandaşının Yaşam Hakkına Gözünü Yummuş Durumda

İnsan Hakları Derneği’nin 2022 yılı raporuna göre, cezaevlerinde en az 1.517 hasta mahpus bulunuyor ve bunların 651’i ağır hasta statüsünde. Ancak özel tedavi imkânları bir yana, mahpuslar en temel sağlık hizmetlerinden bile yoksun. Meriç bu tabloyu, “Devlet, vatandaşının yaşam hakkına gözünü yummuş durumda. Üç maymunu oynamak artık bir tercih değil, bilinçli bir politika hâline geldi” sözleriyle eleştirdi.

Anayasa Raflarda, Haklar Kâğıt Üzerinde Kaldı

Meriç, Ceza İnfaz Kanunu’nun 6. maddesi ile Anayasa’nın 17. maddesini hatırlatarak, cezaevinde bulunan herkesin insan onuruna uygun muamele görme hakkına sahip olduğunu vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. ve 10. maddelerinin de açıkça ihlal edildiğini belirten Meriç, “Bu ülkede ceza artık sadece özgürlüğün kısıtlanması değil; insanlık onurunun da sistematik olarak yok edilmesidir” dedi.

Mağduriyet Büyüyor

Meriç, cezaevlerinde bulunan kişilerin yalnızca suçlular olmadığını, barışçıl eylemlere katılmış gençler, ailesine bakan yurttaşlar, üniversiteye hazırlanan öğrenciler ve hasta yakınları gibi birçok insanın da temel haklardan mahrum bırakıldığını ifade etti. Bu insanların adalet değil, keyfiyetin mağduru olduğunu belirterek, “Bugün cezaevlerinde tutulanlar, hukuk devletinin değil; vicdansız bir sistemin kurbanlarıdır” dedi.

Devletin Yargıdaki Yavaşlığı Vatandaşa Ceza Olarak Döndü

Meriç, 31 Temmuz’da yürürlüğe giren COVID İnfaz Yasası’na da sert eleştiriler yöneltti. Bu düzenlemenin adalet duygusunu zedelediğini, eşitlik ilkesinin hiçe sayıldığını ve keyfi ayrımlar yaratıldığını söyledi. Suçun niteliği yerine, cezanın türüne ve yargılama sürecinin hızına göre ayrım yapılmasının adil yargılanma hakkını ortadan kaldırdığını vurguladı. “Devletin yargıdaki yavaşlığı vatandaşa ceza olarak döndü. Hukuk devleti ilkesi açıkça çiğnendi” diyerek yasanın uygulama biçimini eleştirdi.

Biz Bu Sürecin Takipçisiyiz

Melih Meriç, açıklamasını Adalet Bakanlığı’na, Cezaevi İzleme Kurulları’na ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na çağrıyla sonlandırdı: Ceza, insanlık onurunun yok edilmesi değildir. Cezaevlerinde tutulan her bireyin sağlık, yaşam, savunma ve eğitim hakkı vardır. Bu ihlallerin hiçbir gerekçesi olamaz. Biz bu sürecin takipçisiyiz. Hiçbir yetkili, bu adaletsizliklerin gölgesinde hukukun arkasına saklanamaz. Cezaevlerindeki utanç durdurulmalıdır. Hukuk yalnızca güçlü olan için değil, mazlum olan için de var olmak zorundadır.

Kaynak: KentHaber27.com


Editor : Amatörce Gazetesi
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER